Hani pazara alışverişe giderken paranız varsa erken gidip en taze ve en yenileri alırsınız, bütçeniz az ise de “akşam pazarı” diye tabir edilen, elde kalan malları pazarlık da yaparak sabahkinin daha ucuzuna alırsınız. Süper Lig’teki transfer pazarı da işte bunu andırıyor. İlk yazımda da belirttiğim gibi gerçekten futbolda ülkemiz için yeni bir dönem başlıyor demiştim. Akılcı olup doğru tercihler yapan (bonservisi elinde, genç ya da umut vadeden) takımlar lig başlamadan öne geçer diye. İşte transfer sezonunun resmen başlamasıyla ilk fotoğraflar da gelmeye başladı.

Aziz Yıldırım’dan Ya Herro Ya Merro Dönemi

Son 6 sezonda 1 kez şampiyonluk yaşayabilen, 9 sezondan bu yana Şampiyonlar Ligi’nde olmayan F.Bahçe, belki de Aziz Yıldırım’ın son başkanlık sezonuna tanıklık edecek. Futbolda başarı kredilerini tamamen yitiren başkan, karşısında Ali Koç’un da olduğunu bilerek 2018 Mayıs’ındaki kongreye şampiyon girebilmek için tek atımlık barutunu kullanıyor. Bunu da hiçbir çaba göstermeyip teknik direktör arayışına girmeden, ezbere, taraftarın tepki göstermeyeceği Aykut Kocaman’la anlaşmasından anlayabilirsiniz. Anlamayanlar ise yeni transferlere göz atabilirler. Şimdiye kadar yapılan 3 transfer olan Mehmet Ekici, Valbuena ve Dirar için ödenen toplam bonservis bedeli 6 Milyon civarında. Bu maliyet açısından doğru hamle. Peki yıllık ücretleri? Ekici 27, Valbuena 33, Dirar da 31 yaşında. Tüm bunlar bize F.Bahçe’nin yapılanma niyeti olmadığı, 1 yıllık takım kurduğunu gösteriyor. Yani halk dilinde Aziz başkan, bu sezon Ya Herro Ya Merro deyip ya 20 yıllık başkanlığına veda edecek, ya da 2 yıl daha kendini kurtaracak.

Beşiktaş’ın Gerçekleri

Ligin şampiyonu doğal olarak takımla fazla oynamak istemiyor. Sorsanız herkesin dilinde “iskeleti koruyacağız” lafı var. Ancak kazın ayağı öyle değil. Mali kriterler satmadan almayı imkansız kılıyor Beşiktaş için. Şenol Güneş şampiyonlar ligi için bu kadronun 3.’lükten yukarı çıkamayacağını gayet iyi biliyor. Bunu başkana da söyledi. Kimse kimseyi yanıltmasın, Beşiktaş geçen sezon 4.torbadan girdiği kurada girebileceği en iyi grubu girdi. Napoli ve Benfica’nın yerine Real ve City gelebilirdi. Ancak akıl almaz olan, Biliç döneminden bu yana her sezon hem de sağlam bütçelerle stoper transferi yapan Beşiktaş’ın istikrar sağlayamadığı gibi hala her mevkisi sorunsuzmuş gibi stoper bakması. Kısaca özetleyelim; Pedro Franco, Miloseviç, Alexis Delgado, Mitroviç, Marcelo… Tabi bunlara eklenen Tosic, Necip, Ersan ve Atınç’ı da ekleyelim. Marcelo’nun sadece bu yılki performansı alkışlanacak olursa Beşiktaş’ın stoper tercihlerinde sürekli hata yaptığını ve istikrarı yakalayamadığını söylemek yanlış olmaz. Atınç’ın kiralanması ise tamamen kurala yönelik. Çünkü Beşiktaş’ın maç listesine yazabileceği alt yapıdan yetişen 2 oyuncu olması gerekir. Özetle oynasa da oynamasa da Necip ve Atınç kulübede olmak zorunda. Yeni transfer hamlesi olarak ancak, Talisca ve Aboubakar’ın gitmesi sonucu Beşiktaş harekete geçebilir. Bu Beşiktaş’ın gerçekleridir.

Florya’da Son Durum

Son 2 yılın sancılı büyüğü G.Saray’da ise bu sezon başı artı hanesine yazılacak şeyler; Tudor’a güvenilip tamamen onun isteğine göre takım kurulması ve takımın gençleştirilmesidir. Bu aynı zamanda futbolcuya dayalı sistemin de aşılması demek. Eksiler ise yine ama yine yönetim bazında olup en azından Galatasaraylıları şaşırtmıyor. Takım haftalar önce lige havlu atmasına rağmen, yöneticilerin “biz 2 aydır transferle uğraşıyoruz” yalanına rağmen hala imza attıramaması büyük skandaldır. Bugün topbaşı yapan Sarı Kırmızılılarda yeni transfer yok. Tıpkı geçen sezonlarda olduğu gibi bir yönetim başarısızlığı olarak yeni transferler ilk kampa yine yetiştirilemedi. Muhtemel uyum sorununu da düşündüğümüzde, sezonu erken açan bir Galatasaray’ın kötü sürpriz sonuçlarla lige başlaması muhtemel duruyor. Galatasaray yıllardır “akşam pazarcısı” olarak transferde bilindiği için şimdiye kadar alıp da verim alamadığı yabancı sayısını ben bile size sayamam. Tercihlerde ise yönetim kendini kurtarmak adına az ama isimli ve pahalı oyunculara yönelerek, işler kötü giderse “bunları kadroya kattık, biz üzerimize düşeni yaptık” diyecekler. Çünkü olması yakın Gomis, Belhanda ve Maicon transferlerinin başka bir izahı olamaz. Hele bir de Sneijder’i de 2 – 3 Milyon Euro gibi komik paralara başka bir kulübe satarlarsa bu sezon Dursun Özbek için geçmez ve bitmez! Sezonu 13 Temmuz’da zor bir maçla açacak Galatasaray, normalde çok zayıf bir takım çekeceği kurada, İsveç gibi ligin ortasına gelmiş, sert bir ligte zirveye oynayan bir takım olan Östersunds’u çekti. Futbol sürprizlere her zaman gebedir. G.Saray’ın tek şansı ilk maçın dışarıda olması. Herkesin aksine ben ilk turun kolay olmayacağını düşünüyorum.

Çanlar Trabzon İçin Çalıyor

Mali olarak dibe vurmasına rağmen geçtiğimiz sezonun devre arasında akıl almaz bir savurganlıkla transfer yapan, buna rağmen ligi ancak 6.bitirebilen Trabzon’da kimse bilmese de Ersun Yanal ve Muharrem Usta derin bir oh çekerek, ligin ilk yarısındaki durumdan kurtulduklarına şükrediyorlar. Ama gözükmeyen bir gerçek var ki, o da kirada olan yabancıların da gelmesiyle Trabzonspor’da yabancı transferi için sadece 2 kişilik yer kalması. Bu da hem sözleşme fesihleri hem de kaliteli bir yabancı almak için olmayan bütçenin zorlanması demek. Bu kadar çok yabancı oyuncunun olduğu bir takımı da lig maratonunda arkadaşlık ve “takım olma” havasını yakalaması imkansız. Kısacası bu yıl Karadeniz’de hava çok sert geçecek.

Kulüpler Neyin Peşinde?

İnanması güç ama bu tarz teknik adam değişiklikleri sadece Türkiye’de oluyor. Takım alt ligten Süper Lig’e çıkıyor. Hoca anında değişiyor. Kulüp ligte kalmak için hoca değiştirip hedefe varıyor, sezon bitince o teknik adam gönderilip hemen yabancı birisi alınıyor. Neye göre, hangi kritere göre? Göztepe, yıllardır hasret kaldığı lige çıkarken ücreti fazla diye ligin belki de en tecrübeli hocasıyla yola devam etmiyor. Kayserispor, Sergen Yalçın ve Mesut Bakkal hamlesiyle ligte kalmıştı. Bakmışsınız Mesut Hoca gitmiş. Eyvallah. Peki yerine kim gelmiş? Türkiye’den ve bu ligten bi haber olan Sumudica. Çok merak ediyorum bu tercihi kim yapmış? Ligin 7.haftasında milli maç haftası nedeniyle verilen arada, bir akşam alt yazıda “Kayserispor’da teknik direktörün görevine son verildi” haberini şimdiden görür gibiyim. Eğer imza atarsa Aynı şeyi Le Guen için de söyleyebilirim. Tarihin en iyi Lyon’un da o vardı. Ama takım muhteşemdi. Sonraki kariyeri ise karanlık. Para için gidilen Kamerun milli takımı. Le Guen, Bursa gibi futbolla yaşayan bir şehirde, taraftarı anlayamaz, futbolculara hırsı yansıtamaz.

BAL Ligi Ne İşe Yarar?

Son sözüm de federasyona. Geçenlerde TFF’nin sitesinden okuduğum sezon raporunda çarpıcı bilgilere rastladım. Hiçbir gencin kendini gösteremediği, paralı belediye takımlarının yıllar yıllar önce Süper Lig’te oynamış yerli veya yabancı oyunculara dolu para verip oynattığı, Bölgesel Amatör Ligdeki 2 bine yakın maçın seyirci ortalamasının sadece 750 olması bu ligi fazlasıyla gereksiz kılıyor.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.