Nihayet ardı ardına oynanan maçlar ile birlikte futbol namına daha çok şey konuşabilip daha çok çok malzeme bulup futbol hastası bireyler olarak biraz daha mutlu olabildiğimiz ya da dertlerimizi 2 saatliğine unutabildiğimiz günlere geldik, tuttuğumuz takımlar puan kaybetse bile. Bu yazımda daha önce benim de savunucusu olduğum Türk teknik adam tercihinin artık bir anlamı kalmadığından bahsedeceğim. Böylece 60 sezondur devam eden ligimizde, sınırsız yabancının gelmesi ve takımların sahaya 11 yabancı ile çıkmasından sonra artık “motivasyon” silahını kullanamayacak olan Türk antrenörlerinin de işi çok zor.

Şimdilik Sadece 4 Yabancı Hoca

Geçmiş yıllarda olsa, “Türk takımları doğruyu buldu”, “takımları en iyi şekilde tanıması için doğru tercih” gibi başlıklarla, 18 takımdan 14’ünün yerli hocaları başa getirmesi gazetelerin sayfalarını süslerken doğru analiz olarak kabul edilebilirdi. Ama artık geçerliliğini yitirdi. Madem artık sahada hep yabancı olacak, o yüzden Türk teknik adamların “motivasyon” silahı da artık olamayacak. Ya da bu tabloyu tersine çevirmek için yerliler çok iyi İngilizce konuşacak. Başka türlü, sahadaki 9, 10, 11 yabancıya ne yapacağını söylemek çok ama çok zor. "Hadi koçum", "aslanlar", "çıkın erkek gibi oynayın" gibi soyunma odası "gazları" bu sezon geçerli olamayacak. Tabiki bu, yerlilerin başarısız yabancıların başarılı olacağı anlamına gelmez. Aynı, istatistiklerin bize her şeyi anlatmadığı ama çok şeyi gösterdiği gibi...

Mesela Tudor’dan başlayalım. Çoğu yorumcu gibi ben de Sezar’ın Hakkını Sezar’a verenlerdenim. Kötüyse kötü, iyiyse iyi derim. Geçtiğimiz sezon Riekerink’in gönderilmesi ve yerine Tudor’un getirilmesi doğruydu. Çevremle yaptığım sohbetlerde şundan dem vurmuştum : G.Saray’ın başarıya aç ve hırslı birisine ihtiyacı var. Tudor, yıllarca Juventus’ta üst düzey oynamış ama teknik adamlık geçmişi yeni ve az olan birisi. Buna rağmen futbolcuyu ateşleyebilecek bir kapasitesi var. Tudor, İngilizce bildiği için sahadaki her yabancıya istediklerini tam olarak o hırsla aktarabilir ve verim alabilir. Geçtiğimiz sezonki hatası, kafasındaki şablonu, geçen yılki kadroyla hemen uygulamaya koyma isteğiydi ve bu da ona kısa serüvende içeride 3, dışarıda 2 mağlubiyete patladı. Çünkü o baskıyı Sneijder, Podolski, Selçuk yapamazdı, Cavanda gibi bir futbol cahili ile 3’lü oynanamazdı, Başakşehir gibi bir deplasmana forvetsiz çıkılamazdı.

Bursaspor’da Le Guen ve Alanyaspor’da Saffet Susiç’in de beynelminel bir tecrübesi var bu zorlukları yenmek için. Zamanında Le Guen Fransa ligine Lyon ve PSG ile damga vurmuştu. Le Guen kısa vadeli bir adam değildir. Proje adamıdır. Ona zaman lazım. Lyon efsanesini öyle yaratmıştı. İşin kötü tarafı Bursa’da onu bekleyecek zaman ve sabır yok! Susiç’in de Cannes ve Evian tecrübesi var yıllar öncesinden. Susiç’in en büyük avantajı Türkiye’de daha önce uzun yıllar görev yapmış olması ve ligi iyi tanıması. 2 haftayı puansız geçmesine rağmen, ligi orta sıralarda bitireceklerini düşünüyorum. Çünkü oyunu okuyan bir antrenör. Sumudica’da ise çok soru işareti var. Tek avantajı hırslı olması. Cesur oyunla 2 – 3 maçı farklı kaybederse ilk gidecek yabancı hoca olur.

Yerlilerden İlk Kim Gider?

Maalesef 3.hafta maçlarından sonra lige verilecek arada özellikle kötü giden Anadolu takımları hoca arayışına başlarlar. 7. Hafta bitiminde verilecek arada da operasyonu yaparlar. Bu böyle gelmiş, böyle gidecektir. Ta ki, her takıma bir sezonda sadece 1 kez antrenör değişikliği sınırını koyana kadar… Şu andaki puan tablosu çok bir ipucu vermese de, en çok yatırımı yapan yönetimler, bu değişikliği ilk yapanlar olurlar genellikle. Şu anda fikstüre de baktığımda Tamer Tuna’nın çok dikkatli olması lazım. Göztepe ne kadar 3 yıllık bir anlaşma yapsa dahi, bu kadar transfere rağmen ikinci araya kadar kalan 5 maçta 2 galibiyet alamazsa gider. Bülent Uygun ve Ertuğrul Sağlam da CV’lerine pek güvenmemeliler. Yazının başında da dediğim gibi artık eski devir yok. Ya kendini yenileyeceksin, ya da lig ortasında kovulup başka takım için sıra bekleyeceksin. Bu da sistemin Türk antrenörlerine işaret ettiği bir durum. Ben bu sezon Kemal Özdeş, Okan Buruk ve Erkan Sözeri'yi izlemek istiyorum. Şu anda sinyalleri iyi. Bakalım bu kervana mı uyacaklar, yoksa sezon bittiğinde Avrupa Kupalarına katılım hakkını alacak kadar başarılı mı olacaklar? Göreceğiz.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.