Bilimin temelinde yatan varsayımlar, bilimden çıkıp kişisel boyuta girince problemler çıkabiliyor.

Varsayımlar ikiye ayrılıyor: İlki fonksiyonel, ikincisi disfonksiyonel varsayımlar. Fonksiyonel varsayımlara örnek verecek olursak ‘Ben bu duvarı tek yumrukla kıramam!’ gibi gerçeklik ve kendinizin sınırlarına uyumlu varsayımlar olarak tanımlayabiliriz.

Disfonksiyonel varsayımlar ise günlük hayatımızı çekilmez kılan, sıkıntı yaratan varsayımlar olarak tanımlanabilir. Örnek verecek olursam ‘Ben bu çıtayı dizimde kıramam!’ demek disfonksiyonel varsayım olabilir. Çıta yarım santim kalınlığında bir şey. Bu varsayım gerçeklikle ve kapasitenizle uygun değil ve sizin harekete geçmenizi daha en başından engelliyor.

Günlük hayatta birçok kişi kendilerini engelleyen varsayımların esiri olmuş durumda. Varsayımlar yüzünden biten ilişkiler, dostluklar da oluyor. "Beni aldatıyor, bana yalan söylüyor vb." gibi varsayımlar kişilerin hayatını çekilmez yapabiliyor.

Varsayım yüzünden hayatınızın alt üst olmasını istemiyorsanız açık iletişim yöntemini uygulamanızı tavsiye ediyorum. Varsayım olarak kalan ve sizi rahatsız eden düşünceleri karşı tarafa açık bir şekilde sorun ve gerçekte ne olduğunu öğrenin. Böylece "Acaba bu yüzden mi yaptı- yapmadı mı, söyledi-söylemedi" gibi düşünceler ile mutahap olmayacaksınız.

Karşınızdaki kişi yaptığı davranışla sizin üzülmenize sebep olduysa ona davranışının nedenini sormanız yerinde bir adım olacak. Nasıl ki siz davranışlarınız hakkında karşınızdaki kişilerden birtakım geri bildirimler bekliyorsanız onlar da sizden bekliyor. Bundan dolayı başkalarının davranışlarının sizde yarattığı etkileri saklamamalısınız.

Bir şeyi yapmadan önce kafanızda o şeye dair sorular oluşuyorsa ve bunlar çoğu varsayımsa (Örneğin; Herkes beni x görecek, benim x olduğumu düşünecekler, kesin bana x diyecek, yine yapamayacağım, kesin bana bakmaz, kesin benden hoşlanmaz vb.) gerçeği öğrenmek ve kafanızın yorulmasını engellemenin tek yolu gidip o davranışı yapmak olsun.

Örneğin; "Patronum maaşıma bu ay da kesin zam yapmayacak" diye düşünmek yerine patronla maaş konusunda konuşmak ya da en başta sonuçlarından korktuğunuz her neyse yaptığınızda, sonucun en başta sizi korkutan şey olmadığını göreceksiniz ve etrafınızdakilerin de size karşı tavırları yavaş yavaş iyileşeceğini göreceksiniz.

Eğer iletişim kanallarınızı açık tutarsanız olayları ve düşünceleri varsaymamayı öğreneceksiniz. Böylece varsaymadığınız için de yapacaklarınızdan, hayatta yaşayacaklarınızdan engellenmeyeceksiniz. Engellenmediğiniz için de mutsuzluk – tatminsizlik hissetmeyeceksiniz.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.